BİR AYRILIK ŞARKISI

BİR AYRILIK ŞARKISI

Aydınlık kapar gözlerini. Bulutlar ise kaplar tüm gökyüzünü. Uzaklığın serinliği iner toprağa. Yeni bir soluk girer nefeslere. Bir şeyler gider, bir şeyler gelir Aynı kalamaz hiç bir şey...

Daha fazlası

YA SIFIR BİRDEN BÜYÜKSE

YA SIFIR BİRDEN BÜYÜKSE

O, sıfır olmayı seçti bu hayata gelmeden önce. Yeri geldiğinde etkisiz eleman olmayı da kabul etmişti. Birbiri ile topla , çarp, böl , karekökünü al yine sıfır yapacaktı. Ki buna elbette değerdi; kuş gibi özgür, hafif bir yaşam olacaktı onunki. Duymuştu, bu küredekilerin yaşamlarına sürekli bir anlam katma çabasında olduklarını. Olsun, o çok iyi biliyordu hiçliğin en güzel anlamları taşıyabildiğini. Anlam arama ve anlam yükleme çabasından dolayı gerçek değerlere giydirilen kostümlerin ne kadar ağır olduğunu, yaşamın onlarla yol alınamaz hale geldiğini şimdiki olduğu yerden çok net izleyebiliyordu.

Daha fazlası

ZAMANIN ÖTESİNDEN

ZAMANIN ÖTESİNDEN

Mavinin sonsuzluğu ile buluşan yeşil kırların ortasında yalnız ancak bilgelik dolu bir şato vardı. İki yüzyıla yaklaşan yaşına inat, taş duvarları ile dimdik ayaktaydı. İlkbaharın dokusu bezemişti her yeri. Adını, tanıklığını ettiği pek çok ilkten alan bir bahar. Yeni, taptaze ve güzel bir gelecek vadeden. Dizleri geçen parlak kır çiçekleri, kokularını dört yana yayıyordu. Satırlarına konmuş olan bilge sözcükler doğanın bu büyülü müzikali içinde nefes alıyordu. Kelimeler kendilerini, zamanın üflediği rüzgara bırakıyor, leylak kokan çayırları dolaşıyor oradan da günümüze ulaşıyorlardı.

Daha fazlası

GÖLGEDEKİ DÖRT YAPRAKLI YONCALAR

GÖLGEDEKİ DÖRT YAPRAKLI YONCALAR

Tarihin her satırında, harflerin ötesine gizlenen kocaman bir soru işareti yaşıyor. Tüm çabalara karşın yok edilemeyen, hayatımızdan çıkarılamayan, bir soru işareti bu?

Daha fazlası

KARA

KARA

Pencereye hızlı hızlı dokunan yağmurun  sesi, bu defa sert sert esmeyi seçen rüzgar ile birleşince ; bir başka olmuştu her şey. O kadar başka ki bir daha asla eskisi gibi olamayacak kadar başka.  Önce fısıldadı, sonra haykırdı gelişini. Şömineden yükselen kıvılcımların sıcaklığı sardı ruhunu ve bedenini. Parmaklarının dokunuşu ile uçmaya başlayan notalar onun adının harflerine kondular. Sonra melodilere doğru yuvarlandılar. Geldikleri yerin rüzgarını estirdiler, kokusunu taşıdılar. Yüreğinin en derinliklerindekini yankılandılar. Islak güne veda etmeye hazırlanan güneş bugün kırmızıyı seçmişti ayrılık  rengi olarak . Beyaz pamuklardan kara topraklara ulaşan yağmur  bayramını yapıyordu. Buram...

Daha fazlası

YİNE YENİ YENİDEN

YİNE YENİ YENİDEN

Gökte uçabilen halılar. Küçük bir  dokunuş ile saraylar yapan periler. Bir üfleme ile içinden cin çıkaran lambalar. Dilekleri yerine getirmeye hazır bekleyen melekler. Deve olmak isteyen pireler. Büyüler, büyücüler…   Çok gerilerde kalmışsınız. Her sayfasını çevirdiğimde farklı bir çiçeğin  rengine dönüşen ve kokusunu salan masal kitaplarına saklanmışsınız.   Yıllar  birbirini kovalarken; isimsiz bir rüzgar kaldırmış getirmiş beni yolumun ikinci yarısına. Geçen yılların sayısını mürekkep niyetine bedenimi saran ruhum işlemiş defterine ince ince. Sonra özgür bırakmış  yaşanmışlıkların sahibi geçmiş yılları. Onlar da asılı kalmışlar boşlukta öylesine...

Daha fazlası

BEYAZ DÜŞLER ŞATOSU

BEYAZ DÜŞLER ŞATOSU

Bembeyaz bir düşler şatosunda şimdi o. Kapıları, duvarları beyaz. Örtüleri çarşafları yine beyaz. Işığın rengi kaplamış her yanını. Tıpkı dünyaya ilk gelişinde olduğu gibi. Aradan çok zaman geçmiş olmasa da hayat yolu aynı adrese taşımış o küçük bedeni. Açılmamış kanatlarının büyüklüğünü keşfedemeden tekrar yaşama merhaba dediği odada şimdi. Camından serçelerin özgürce kanat çırpışını izliyor hayranlıkla. Kendisi uçamasa da umut ipini dolamış düşlerine sıkıca. Kaldığı yer şatosu onun. Beyazın ve düşlerinin buluştuğu bir şato.

Daha fazlası